Merkez Bankası’nın Mart ayında yaptığı 5 puanlık faiz artışı ve paramızın reel olarak değerleneceği iletişimi sonrasında Türk lirasına ilgi arttı. KKM (Kur Korumalı Mevduat) dolar bazında yarıya inerken döviz mevduatlarından dönüş başladı. Bugün toplam mevduatın yarısını hâlâ döviz ve KKM oluştursa da 2023 seçimleri öncesindeki %70’e göre çok iyi bir durumdayız. Fazla risk almak istemeyen ve sabit getiri arayışında olanlar için Türk lirası artık bir seçenek. Peki tasarruf sahipleri bunu sağlayan ürünleri ne kadar biliyor? Türk lirası mevduat tabii ki herkesin bildiği, akla ilk gelen ve en yaygın ürün.
Bankalarda her gün yüz binlerce kez yapılan görüşmelerde, tutar, vade ve müşterinin banka için önemine göre çeşitli mevduat oranları teklif edilir. Pazar alışverişinde bile 4-5 farklı tezgâhı gezmeyi seven bir toplum için aslında bu süreç oldukça zahmetli. Çoğu kişinin çalıştığı bir veya iki banka var. Alternatif mevduat oranına ulaşmak zaman alıyor ve küçük tasarruf sahipleri bununla uğraşmak istemiyor.
Bu yazı, Türk lirası mevduat gibi sabit getiri sunan ancak pek tanınmayan para piyasası fonları üzerine olacak. Para piyasası fonları oldukça esnek bir ürün. Bazı yatırımcılar bu ürünü çoktan keşfettiler. Grafikte görebileceğiniz gibi son 1 yıl içerisinde para piyasası fonlarındaki tutar altı katına çıktı. Bugün para piyasası fonlarının toplam tutarı 611 milyar Türk lirası düzeyinde. Fon sayısı da 47’den 55’e yükseldi. Bu artış çarpıcı gibi görünse de Türk lirası (KKM hariç) mevduatlarda 8 trilyon TL’nin üzerinde bir birikim bulunmakta. Dolayısıyla henüz para piyasası fonlarındaki tutar mevduatların onda birine bile ulaşmadı.
Para piyasası fonlarında performans farkları diğer fonlara göre oldukça azdır. Bu farkların bir kısmı yönetim ücretlerinden kaynaklanır. Şu anda işlem gören 55 adet para piyasası fonu olsa da bunlardan 13 tanesi toplam hacmin dörtte üçüne sahip. Bu fonların kurucuları ise 7 büyük bankanın iştiraki olan portföy yönetim şirketleridir. 13 fonun 12’sinin yönetim ücreti ise yıllık %1 ile %1.5 arasında değişiyor. Bir fonun yönetim ücreti ise %0.5. Para piyasası fonlarının yönetim ücreti kesintisi sonrası son bir aylık getirileri %3.90 ile %4.10 arasında olmuş. Bu da %47 ile %50 aralığında 32 günlük mevduata eşdeğer bir kazanç anlamına geliyor.
Mevduatların vadesi 1-3 ay arası olsa da birçok bankacılık düzenlemesinde “net istikrarlı fonlama kaynağı” olarak kabul edilirler. Bu nedenle bankalar için mevduat çok değerlidir. Banka yönetimleri mevduatı korumayı ve artışını çalışanlarına net bir hedef olarak verirler. Sermaye piyasası ürünlerini ise genelde yan ürün olarak görürler. Para piyasası fonları da bu zincirin son halkasıdır. Bankalarda genelde her pazartesi yapılan yönetim toplantılarında mevduatlar her detayına kadar incelenir. Yatırım fonları ise küçük iştirak olan portföy yönetim şirketinin işi olarak görülür. Bu nedenle para piyasası fonları hak ettiği ilgiyi görmemektedir.
Para politikası etkinliği açısından da para piyasası fonları önemli bir işlev görür. Mevduat faizleri bankaların en önemli gider kalemidir. Bu nedenle bankaların mevduat faiz oranlarını politika faizinden daha aşağıda belirleme eğilimleri oldukça fazladır. Bu tür bir dengede para piyasası fonlarına kayış arttıkça bankalar arası rekabet artar ve TCMB faizine doğru yakınsama başlar. Mevduatı azalan bankanın bir seçeneği menkul kıymet teminatı vererek para piyasasından borçlanmaktır. Bu da hem istikrarlı fonlamalarının hem de kullanılabilir teminatlarının azalmasına yol açar ve mevduat faizlerini yükseltmelerine neden olur.
Yıllar boyu alın teri dökerek elde ettiğiniz birikimleri değerlendirirken bankacınızdan tüm alternatifleri size sunmasını isteyiniz. Para piyasası fonları, sundukları esneklik ve avantajlarla Türk lirası mevduatlarına güçlü bir alternatif olabilir.