Zaman zaman piyasanın önüne aynı haber sürülür: “Bilim insanları kurşunu altına çevirdi.” Başlık büyük, çağrışım güçlüdür. Ancak bu haberler, yatırımcı açısından hiçbir anlam ifade etmez. Çünkü altının değerini belirleyen şey teknoloji değil, arz yapısıdır. Ve bu arz yapısı, insan kontrolünün tamamen dışındadır.
Evet, kurşundan altın üretmek teknik olarak mümkündür. Ancak bu işlem kimya değil, nükleer fizik konusudur.
Kurşunu altına çevirmek için:
Ortaya çıkan sonuç:
Maliyeti ise milyar dolar seviyesindedir. Bu nedenle “kurşundan altın üretildi” cümlesinin piyasa karşılığı şudur: Arz tarafında sıfır etki.
Altın 101’in temel taşı burada başlar. Altın, dünyadaki en yüksek stok–akış (stock-to-flow) oranına sahip varlıklardan biridir.
Bu ne demek?
Mevcut altın stoğunu anlamlı şekilde artırmak için onlarca yıl gerekir.
Talep bir anda artsa bile arz buna hızla cevap veremez. Bu yüzden altın fiyatı arzdan değil, talep ve güven algısından etkilenir. Laboratuvarda üretilen birkaç atom bu denklemi bozmaz.
Altın madenciliği çoğu zaman “üretim” olarak adlandırılır. Bu teknik olarak doğru değildir.
Altın madenciliği:
Toplam altın miktarı değişmez. Sadece sahipleri değişir.
Bu yüzden altın:
Altın parasal bir metaldir.
Altın tarih boyunca para olmuştur çünkü:
İnsan eliyle çoğaltılamaz. Bugün merkez bankalarının altın tutmasının sebebi getiri değildir. Altın, sistem riskine karşı sigortadır.
Altının kıtlığını sertleştiren asıl gerçek budur.
Altın:
Bu da şunu gösterir:
Altının kıtlığı yapay değil, kozmiktir.
Çünkü:
Ama eğer altın arzını gerçekten bozabilecek bir teknoloji olsaydı:
Böyle bir şey yok. Çünkü böyle bir risk yok.
Altın pahalı olduğu için değerli değildir. Altın üretilemediği için değerlidir ve bu gerçek, herhangi bir laboratuvar deneyinden çok daha güçlüdür.